18 Aralık 2008 Perşembe
21 Kasım 2008 Cuma
ADANMIŞ RUHLARDAN SA’D BİN MUAZ ( R.A )

İslamın ne büyük bir nimet olduğunu anladıktan sonra kabilesinin yanına giderek onlara :
- Beni nasıl blirsiniz ?diye sordu.kabilesi şöyle cevap verdi.
- Sen bizim efendimizsin.Seni faziletli biri olarak bilir ve saygı duyarız, dediler.
Onlara şöyle buyurdu.
- Allah ve Resulü’ne iman edinceye kadar sizinle konuşmayacak ve görüşmeyeceğim, dedi.
O nun bu sözlerinden etkilenen kabilesinin tamamı müslüman oldu.Müslümanlar onun bu harketinden büyük bir güç alarak, inanılmaz bir aşkla kapı kapı dolaşıp islamı anlattılar. Medineliler onlara büyük teveccüh gösterdiler Medinelilerin tamamına yakını bu çalışmlar
Bedir savaşına gidileceği sırada Allah Resulü ( a.s.m ) ve Sahabileri ile savaş konusunda istişare etti.Efendimizi memnun eden sözler söyledi.Efendimiz bu savaşla ilgili istişare için Medinelileri temsilen Sa’d Bin Muaz ( r.a ) söz verdi. O şöyle dedi.
- Biz sana samimiyetle inanıp seni tasdik ettik.Sana gönderilen herşeyin hak olduğuna şahâdet ettik.Emirlerini dinleyip itaat edeceğimize dair sana biat ettik.Dilediğini bize emret Ya Resülallah!
Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederimki: Şu denizi hedef olarak göstersen, o na dalmamızı
Emretsen, hiç tereddüt etmeden seninle birlikte dalarız.Hiç birimiz bundan geri kalmayız.
Bize istediğin sorumluluğu yükle! Mallarımızdan dilediğin kadar al! Bilki senin aldıkların bize bıraktıklarından bizce daha değerlidir.Düşmanla karşılaşmakatan asla çekinmeyiz.
Onlar karşısında sabreder , inşallah gözünü aydın ederiz.
Güllerin Efendisine olan aşkından onun üzerine titriyordu.Yol boyunca molalarda ensardan bir gurup ile onun koruma görevini üstüne aldı.Savaş başlamadan önce bu sevgi ve koruma duygusu ile Efendimize şöyle seslendi.
- Ya Resulallah ! sana bir gölgelik hazırlayalım muhacir ve ensarın ileri gelenleri ile orada dur.
Bineklerinide yanına getirelim hazır bir şekilde beklesinler.Biz gidip düşmanlarla savaşalım.
Eğer Allah ( c.c. ) bizi aziz kılarda düşmana galip gelirsek ne ala.Eğer aksi olursa medineye
Gider geride kalanlarla birlikte gelirsin.Şu an içimizde bulunmayan Medinelilerin sana olan sevgisi
Bilki bizden az değildir.Eğer düşmanla karşılaşacağını bilselerdi, cihaddan geri kalmaz ,onlarda
seninle birlikte gelirlerdi.Onaların yanına vardığında bilki onlar seni korur,seninle birlikte savaşırlar.
Allah Resülu ( a.s.m.) onun bu sözleri üzerine ona dua buyurdu. Sa’d Bin Muaz ( r.a ) savaş
boyunca günlerce efendimizin kapısında uykusuz gözlerle nöbet bekledi.Efendimiz Uhud’da yaralanınca Sa’d dehşete kapıldı.Efendimizin yanından hiç ayrılmadı.
O güllerin Eefendisini çok iyi tanıyor, O’ nun ne büyük bir nimet olduğunu çok iyi bliyordu.
Hendek savaşı için hendekler kazılıp hazırlıklar yapıldığı esnada geçmişi hatırladı.
Allah Resülu ( a.s.m.) döndü ve şöyle dedi
- Beni öldürmeyip sana iman edinceye kadar sağ bırakan Allah’a hamd olsun.Buas savaşında
Şu gencin babası Sabit Bin Dahhak ile savaştım, ölen o oldu, dedi.
Hendek savaşında atılan bir okla kolundan ağır yaralandı.Ok damarlarını kesmiş kanlar fışkırıyordu.Şahadeti çok arzuladığı halde En Sevgiliye olan hizmetinin bitip bitmediğini bilniyordu.Rabbine yönelerek büyük bir içtenlikle şöyle dua buyurdu.
-Eğer Kureyşlilerle savaş sürecekse beni yaşat ! Resulü’ne işkence yapan, onu yalanlayıp yurdundan çıkaran şu insanlarla savaşmaktan daha çok sevdiğim birşey yoktur.Eğer savaş bitecekse bana
Şahadeti nasip et. Bana Müslümanlara ihanet eden Kureyza oğulları ile mücadelede gözümüzün
Aydın olduğunu görünceye kadar bana zaman ver! diye dua etti.
Allah Resülu ( a.s.m.) tedavisini yakından izlemek , sık sık ziyaret edebilmek için Mescid-i Nebevi’de bir çadır kurdur arak, Sa’d Bin Muaz ( r.a ) burada tedavi altına aldırdı.
Allah Resülu ( a.s.m ) onun çadırını sık sık ziyaret eder onun halini hatırını sorardı.
Eslam Bin Haris ( r.a. ) anlatıyor:
Allah Resülu ( a.s.m.) örnek almak onun yaptıklarını yapmak için kapısına gittik.Evden ayrılıp
Sa’d Bin Muaz ( r.a ) ziyarete gitti. Bizde Allah Rasulünü ( a.s.m ) takip ettik.Sa’d bir örtüye
Bürünmüş tek başına oturuyordu. Allah Rasulünü ( a.s.m ) bir şeylere basmamak için dikkatlice
Yürüdüğünü gördüm.O nu bu şekilde görünce olduğum yerde kaldım. O sırada Allah Resulü ( a.s.m ) bana dur diye işaret etti.Daha sonra Allah Rasulünü ( a.s.m ) çadırdan ayrıldı.
O na sordum :
- Ya Resulallah ! daha önce hiç kimsenin senin yürüdüğün gibi yürüdüğünü görmedim, dedim.
Allah Rasulünü ( a.s.m ) buyurduki :
- İçerisi melekler doluydu.adım atacak yer bulamadım.Anacak meleklerden biri benim için kanatlarını kapayınca oturabildim, buyurdu.Sonra:
- Kutlu olsun ey Amr’ın babası! Kutlu olsun ey Amr’ın babası! Kutlu olsun ey Amr’ın babası!
buyurarak Sa’d’ı kutladı.
Sonraki zamanlarda Sa’d’ın yarası bir türlü iyleşmedi.Sa’d’ın durumu iyce ağırlaştı.Bunu heber
Alan Allah Rasulünü ( a.s.m ) Sa’d’ın yanına gitti. Yarası kanıyordu.Büyük bir şefkatle Sa’d’ın başını dizlerine koydu ona dua buyurark şöyle dedi.
- Allah’ım Sa’d senin yolunda cihat etti.O nun ruhunu güzel bir şekilde al ! diye dua buyurdu.
Sa’d’ın durumu fenalaştı Allah Resülu ( a.s.m.) ona sarıldı. Efendimizin göz yaşları Sa’d’ın kanına karışarak sakalını ıslatmıştı. Sa’d o halde iken Efendimizin şefkatli kolları arasında
Cenaze hazırlığı başlayan Sa’d Bin Muaz ( r.a ) için Efendimiz şu müjdeyi verdi.
- Bu salih kul için Arş titredi.Göklerin kapıları açıldı, daha önce yer yüzüne inmemiş yetmiş bin
Melek onun cenazesine katılmak için yer yüzüne indi.
Ebu Said El Hudri ( r.a ) onun için şöyle demektedir.
- Baki kabiristanında Sa’d’ın kabrini kazanlardan biride bendim.Toprağı kazdıkça etrafa mis gibi
Bir koku yayılıyordu. Yine kabri kazanlardan Şürahbil Bin Hasene ( r.a) de :
- Biri Sa’d ‘ ın toprağından bir avuç toprak alıp gitmişti.Toprak sonraları bile mis gibi kokuyordu,
demektedir.
Kaynak
Candan Öte Sevmek
ZEYD BİN SEKAN ( R.A )

İslama girerek kalbini tüm günah kirlerinden temizledi.Rasulün sohbetine katılarak , kalbini ötelerin ötesini görecek kadar cilaladı.Cennet kokusunu uzakların en uzağından alanlardandı.
O kaçıp canını kurtarmak yerine, canını canan uğruna feda etmek için Uhud’a koşup gelenlerdendi.
Kureyş süvarileri, İslam ordusuna beklenmedik bir anda arakadan aniden saldırmış, bir anda neye uğradığını şaşıran müslümanlar , darma dağın olmuşlardı.İşte tam bu esnada Allah Rasulü ( a.s.m )sahabilerine şöyle sesleniyordu.
- Ey Allah’ın kulları ! Bana doğru gelin ! Ey Allah’ın kulları ! Bana doğru gelin !
Bu buyruğu duyan Allah’ın sevgilisine canlarını adamış bütün sahabiler Allah Rasulüne ( a.s.m )
Doğru koşuyorlardı.Bunlardan biride Zeyd Bin Seken ( r.a. ) dı .
O da tıpkı bir Musab Bin Umeyr ( r.a. ) gibi, tıpkı Ebu düccane ( r.a ) gibi Allah Rasulü ( a.s.m ) korumaya and içmiş kılıcını kınından çıkarararak düşman saflarına dalanlardandı. En sevgili uğruna Zeyd Bin Seken ( r.a. ) yanındaki arkadaşlarından, önce Musab Bin Umeyr ( r.a ) sonrada Ebu Düccane ( r. a.) şehit olmuşlardı. O nun ise vucudunda yaralanmadık yer kalmamış buna rağmen
Yiğitce savaşıyordu.İşte bu kargaşada Allah Rasulü ( a.s.m ) yaralanmış kainatın efendisinin
Suratından kanlar akıyordu.Seslendi sahabilerine o an :
- Kim bizim için canını satacak ? Kim canını bizim için feda edecek ?
Allah Rasulünün ( a.s.m ) daha sözü bitmeden ensardan beş yiğit beş bahtiyar insan fırladı yerlerinden. Savaşıyorlardı canlarını satabilmek uğruna. Her biri canan yolunda bir bir canlarını feda ediyorlardı.Onların sonuncsu ise Zeyd Bin Seken ( r.a. ) dı .Düşmana kılıç sallarken ağır darbeler almıştı .Cennet tam gözlerinin önündeydi.Tam on dört yerinden yaralanmış ve vücudu param parça olmuştu.O haliyle yere düştü.Canlar canı onun durumunu görünce çok hüzünlendi.
- O nu bana yaklaştırın buyurdu.Sahabiler koşup Zeyd Bin Seken ( r.a. ) yavaşça yaklaştırdılar.
Allah’ın Habibi Zeyd Bin Seken ( r.a. ) başını ayağının özerine koydu.Ayağını ona yastık yaptı.
Son nefesini veriyordu.Rabbinin cemalini Habibinin kucağında seyrediyordu.Sevgilinin kucağında
Can vererek o da Rabbine koştu.
Kaynak
Candan Öte Sevmek
20 Kasım 2008 Perşembe
OSMAN BİN ŞEMMAS ( R.A. )

OSMAN BİN ŞEMMAS ( R.A. )
Uhud savaşında Efendimize canını feda edenlerden biride yusuf yüzlü delikanlı Osman Bin Şemmas’tı ( r.a.) Savaşta hep ön saflarda yer aldı.Uhudda Müşrikler bir ara Allah Rasulü’nün ( a.s.m ) bulunduğu yöne doğru yoğun bir şekilde saldırıya geçtiler.Etrafını sararak ona ulaşmak için sürekli hamle yapıyorlardı.İşte o anda Osman Bin Şemmas’ın ( r.a.) aklı başından gitti.Ya Sevgililer Sevgilisine birşey olursa ya müşrikler onu öldürürse.Bunun için binlerce canı olsa vermeye hazırdı.
Müşrikler Efendimize sağdan saldırınca hemen sağa geçti.Soldan saldırınca hemen sola geçti.
Gelenlerin üzerine atılarak onları Efendimizden ( a.s.m ) uzaklaştırıyordu. Oklar ve mızraklar havada uçuşmaya başlayınca kılıcı ile Allah Rasulünü ( a.s.m.) koruyamayacağını anlamıştı.
O esnada ise Allah Rasulünü ( a.s.m.) aldığı darbelerden baygınlık geçirmişti. Osman Bin Şemmas ( r.a.) ok ve mızrakların geldiği yöne doğru koştu. Allah Rasulünü ( a.s.m.) önüne geçerek vucüdunu Efendimize siper ve kalkan yaptı.Bir biri ardınca atılan ok ve mızraklardan vucudu paramparça oldu.Yere düştü kendinden geçmişti.O sırada Allah Rasulünü ( a.s.m.) onun bu halini görüp çok duygulandı.Osman Bin Şemmas’ın ( r.a.) bunca fedakarlığa karşı söyleyecek bir söz bulamadı ve ağzından şu sözler dökülüverdi.
- Osman Bin Şemmas’ın ( r.a.) yaptığına karşılık Cennetten başka bir şey bulamıyorum buyurdu.
Kaynak
ADANMIŞLIĞIN ÖRNEĞİ NESİBE HATUN (R.A.)

Nesibe Hatun ( r.a ) Uhud savaşının yapılacağı günün sabahı bir kaba su doldurarak düşer Uhud’un yollarına. Uhud’ a vardığında Müslümanlar üstün durumdadır ancak bir süre sonra Müslümanlar okçuların yerlerini terk etmesi ile birlikte bozguna uğrarlar.
Nesibe Hatun (r.a ) o bozgun anında eline kılıcı alarak Allah Rasulü ( a.s .m) korumak amacıyla Allah Rasulü’nün ( a.s.m ) ın etrafında başlar kılıç sallamaya.Allah Rasulüne (a.s.m ) bir zarar gelmemesi için atılan oklara karşı kendini siper eder. Bu esnada omuzundan yaralanır.
Nesibe Hatun ( r.a ) o anları şöyle anlatır.
- Müslmanlar bozguna uğrayınca kafirlerden İbni Kamia “ Bana Muhammedi gösterin, o kurtulursa ben kurtulmayayım diyerek Allah Rasulüne ( a.s.m) doğru hamle yaparak yöneldi.
Ben ve Musab Bin Umeyir ( r.a ) de aralarında bulunduğu bir gurup sahabi onu karşıladık.
İşte o anda ondan bir darbe alarak omuzumdan yaralandım.Bende ona bir kaç darbe vurdum
Ancak Allah düşmanı zırhlı olduğu için darbelerim boşuna gitti.
Bir ara etrafıma baktığımda insanların her birininin bir tarafa dağıldığını gördüm.Allah Rasulü’nün ( a.s.m ) etrafında on kişi kadar kalmıştık.Ben eşim ve çocuklarım onu koruyorduk.Allah Rasulü ( a.s.m ) benim kalkanımın olmadığını gördü. Kalkanı olan bir sahabinin kaçmaya çalıştığını fark edince “ Kalkanını savaşanlara bırak buyurdu.” O sahabe kalkanını yer bıraktı. Hemen koşup
kalkanını aldım , onunla Allah Rasulü’nü korudum.Süvarilerden biri bana doğru hızla hamle yaptı.Kalkanımla onun darbelerine mani oldum.Sonra ben karşı hamleyi yaptım.Adamın atının ayaklarına sert bir darbe indirdim.Atı sendeleyince , adam sırt üstü yere düştü.
Allah Rasulü ( a.s.m )Benim süvariyle çarpıştığımı görünce , oğluma seslenerek :
- Ey Ümmü Ümâre’nin oğlu annene yardım et,annene ! Allah bütün ailenize rahmet etsin. Annenin makamı falan falan kişinin makamından daha yüksektir buyurdu. Oğlum yardıma koşunca adamı öldürdük.Ben Allah Rasülü’nün ( a.s.m ) yanına giderek:
- Ya Resulallah ! ( a.s ) Dua buyurnda Cennette seninle birlikte olalım, dedim.
- Allah’ım ! onları cennetinde benimle beraber kıl ! diye dua buyurdu..Ben:
- Artık dünyada başıma ne gelirse gelsin umurumda bile değil dedim. “
Allah Rasulü ( a.s.m ) Nesibe Hatun’u cennetle müjdeleyince , şehadet arzusu ile coşan aile ,daha büyük bir aşkla düşman üzerine saldırmaya başladı.O sırada Nesibe Hatun’un oğlu Abdullah ( r.a ) müşriklerden sol koluna sert bir darbe aldı.Allah Rasülü ona seslenerek:
- Yaranı sardır buyurdu.Allah Rasulü’nü ( a.s.m ) duyan Nesibe Hatun ( r.a. ) kolundan kanlar fışkıran oğlunun yanına koşarak onun yarasını sardı.Bu esnada Allah Rasulü ( a.s.m ) bu kahramanlara bakıyordu.
Annenin oğluna:
- Hadi kalk müşriklerle savaş ! dediğini duyunca
- Senin yaptığına kimin gücü yeter , ey Ümmü Ümare ! buyurarak onların fedakarlığını övdü.
O esnada müslümanlar bir türlü toparlanamıyor, kafirler ise sürekli saldırıyordu. Nesibe Hatun ( r:a.) kılıcını kuşanmış Allah Rasulü’nün ( a.s.m.) etrafında onu korumak için pervane gibi dönüyordu.O sırada Nesibe Hatu’nun oğlu Abdullahı yaralayan müşrik Allah Rasülü ( a.s.m ) üzerine doğru geliyordu.O nu gören Allah Rasulü ( a.s.m ) adamı Nesibe Hatun ( r.a ) a göstererek:
- Bu gelen oğlunu yaralayan kişidir buyurdu.Nesibe Hatun adamın üzerine hızla atılarak atının bacaklarını yaraladı.At tökezleyip adam yere düştü.Çevredekler yetişip adamı öldürdüler.
Allah Rasulü ( a.s.m ) Nesibe Hatun’a tebessüm ederek:
- İntikamını aldın ey Ümmü Ümare ! sana zaferi nasip eden,düşmanından dolayı gözünü aydın eden,intikamının alındığını gösteren Allah’a hamd olsun,buyurdu.
Allah Rasulü ( a.s.m ) Nesibe Hatun’un Uhud savaşındaki halini şöyle özetler:
“ Uhud savaşında sağıma soluma ne tarafa baktıysam, onun benim için savaştığını gördüm.”
Bu savaşta Nesibe Hatun ( r.a ) on iki yerinden yara almıştı. Özellikle İbni Kamia’nın vurduğu darbe ile aldığı yara çok derindi.Aldığı yaraların etkisinden bir yıl boyunca kurtulamamıştı.
Kaynak
HUBEYB BİN ADİY ( R.A. )

Mekkeliler tarafından darağacına çıkarılan sahabilerden biriside Hubey Bin Adiy ( r.a ) dır.
- İslamdan dön seni serbest bırakalım , diyerek onu Sevgililer Sultanın’dan ebediyen ayırmak istediler.
O ;
- Asla dinimi terk etmem diye cevap verdi.
Tehdit ettiler , vurdular,tekmeledir, zorladılar.O ise bütün bu tehditlere aldırmadan sebat etti.
- Son olarak söylüyoruz ,söylediğimizi yapmazsan seni öldüreceğiz, dediler.
- Allah ve Rasulü ( a.s ) yolunda ölmek benim için şereflerin en büyüğüdür diye haykırdı.
Hubeyb ( r.a ) ikana edemeyince onu asmak için harekete geçtiler. O yüzünü kıble tarafına çevirdi.
Onlar kıbleden başka bir tarafa çevirdiler.Onlar Hebeyb’i kıbleye dönük olarak idam etmek istemiyorlardı.Tam asacakları sırada Hubeyb’in yüzü kendiliğinden kıbleye birden dönüveriyordu.Bunu bir çok kez tekrarladılar. Sonunda usandılar ve onu kendi halne bıraktılar. Hubeyb artık yüzü kıbleye dönük olarak ruhunu gönül rahatlığı içinde teslim edebilirdi.Bu sırada çok duygulandı,kendisini çok yalnız hissetti.Resulün aşkıyla yanıp tutuşuyordu.Bütün samimiyeti ile Rabbine yönelerek
- Allah’ım ! Karşımda düşmanlarımın yüzünden bir şey göremiyorum.Burada Resulüne selamımı iletecek hiç bir kimsem yok.O na selamımı ilet ! diye haykırdı.
O sırada Allah Rasulü ( a.s ) uzak bir beldede sahabileri ile oturuyordu.Üzerine vahiy indiği zamnki gibi bir ağırlık çöktü.Bir süre öylece kaldı,sonra :
- Sana da selam olsun.Allah’ın rahmeti üzerine olsun ! Ya Hebey diye buyurdu.Sonra sahabelerine dönerek:
- Cebrail ( a.s.) bana Hubeyb’in selamını getirdi,buyurdu.
Hubeyb’in idam edilmesi için bütün hazırlıklar tamamlanmıştı.Bedirde babaları öldürülen 40 çocuk ,
Olaya şahit olan Ahnes Bin Şerik o anı şöyle anlatır.
- Bıraksak sonsuza kadar şahadet getirmeye devam edecekti.Sahabilerin Muhammed’e olan sevgisi gibi bir sevgi ömrü hayatımda hiç bir zaman görmedim. Hiç bir çocuk babasını okadar sevemezdi diye
Kaynak
Dr.Hilal Kara –Abdullah Kara
19 Kasım 2008 Çarşamba
HZ. ZEYD BİN DESİNE ( R.A )

Sevginin bedelini canıyla ödeyen sahabilerden birdie Hz.Zeyd Bin Desine ( R.a ) dı
Müşrikler onu tuzağa düşürüp asmaya karar verdiler.
Şehit edilmeden önce müşriklere:
- Müsade ederseniz iki rekat namaz kılayım, dedi
Namaz kıldıktan sonra da dar ağacına çıkarıldı.müşrikler ona;
- Dinini terk edip bizim dinimize geçersen seni hemen serbest bırakırız dediler.
- Dinimi asla terk etmem diye haykırdı Hz.Zeyd Bin Desine ( R.a )
Ondaki bu samimiyeti gören müşrikler bu kez onun dugularına hitap etmek istediler.
Ona şöyle dediler.
-Şimdi Muhammed bizim elimizde olsaydı da sende evinde olsaydın daha iyi olmazmıydı diye sordular ona;
O Hz.Zeyd Bin Desine ( R.a ) şöyle cevap verdi.
- Değil öyle olmasını, ben buradan kurtulup evime gitmem karşılığında ,Allah rasulü ( a.s ) eline diken batmasını, acı duymasını dahi istemem diyerek onlara hiç unutamayacakları bir cevap verdi.O sırada orada bulunan Ebu Süfyan bu sevgiyi :
- Ben Muhammed’in sahabilerinin Muhammedi sevdiği kadar çok sevilen bir başka insan görmedim,sözleriyle ifade etti.
Kaynak
Dr Hilal Kara – Abdullah Kara